January 2012
1 post
olmayınca.. →
belki tuttukça mutlu olurum diye, elini yalandan tuttuğum tüm adamlar için kendimden özür dilerim. mutluluk beklenince gelen bir şey değilmiş. geldiğinde zaten anlıyormuşsun ve o an yanında kim…
December 2011
1 post
kadınlar. →
kadınlar susarak gider…
çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. erkek gibi,…
October 2011
1 post
lafın gelişi →
onunla izlediğim filmlerde, dinlediğim şarkılarda hep dua ettim. n’olur bu filmi, bu şarkıyı çok sevmeyeyim diye. biliyordum çünkü eninde sonunda gidecekti, onları bana bırakıp.. bu yüzden dikkatle…
July 2011
1 post
ben hep sana döndüm →
ben hep sana döndüm. bütün tatillerden, bütün köşe başlarından, bütün yanlışlardan, bütün şaşkınlıklardan, bütün sözlerden, bütün ölümlerden. az gittim, uz gittim, dere tepe düz gittim. öyle güzel…
May 2011
1 post
bu işte birinin parmağı var →
işaret saydıklarını takip eder, kendi kendine gelin güvey olursun. şimdiye kadar hiçbir şey yapmadım, acaba bu sefer yapsam mı diye düşünürken; bir arkadaşının parmağı bulaşır işe. iyi mi kötü mü…
April 2011
1 post
o güven, o an →
kafamı telefondan şöyle bir kaldırınca gördüm onu, otobüsün penceresinden. karşıdan karşıya geçiyordu, elinde dolu bir çay tepsisiyle. sanki dünyanın en önemli işlerinden birini yapıyordu ve o…
March 2011
2 posts
iyi misin, sen onu söyle? →
her şeyin boş geldiği o anları yaşamak. elinde bilmediğin bir dilde yazılmış bir rapor, doktorun her an yüzlerce kişiye söylediği lafları, ilk kez sana söylüyormuşcasına nazik olmasını beklemek….
içimde kalmasın. →
şimdi biz, ikimiz uzun uzun yazmıyoruz uzundur. o veya bu şekilde, belki de sebepsiz. bir diyeceğim var ama benim, burada yazılan yazılar dönüp dolaşıp önüme geliyor yazarları başkalarıy-mış gibi….
December 2010
1 post
yaşamayan tek şey →
“sevgili kocam;
buraya geleli birkaç hafta oldu. istanbul renkli, hayat dolu bir şehir. burada yaşamayan tek şey benim. tek yaptığım hayatta kalmaya çalışmak. her şeyi seninle keşfetmek ve görmek…
November 2010
10 posts
filmlerden film beğendim →
Efendim Tumblr’dan araklanan bir listeler listesiyle karşınızdayım. Orda mı yazsam, burda mı diye hayli düşündüm, sonunda buraya karar verdim. Hem zaten tumblr’da da görmedim, Kediler ve Kitaplar…
mutlu son dediğin →
şehir derin uykuda. o uzakta. ben düşe düşmek üzere; başım yastıkta. son bir hayal edeyim gözlerini diyorum, olmuyor. gülüşü nasıldı derken, gülüşüm donuyor. bana ne derdi diye düşünüyorum sonra;…
gül dikensiz olmaz, diken de gülsüz çok huysuz
Bir sevmek vardır, bir de sevmemek. Her şey bu kadar basittir. İki yol vardır birinden gidersin. Seçimin bir gün karşına pişmanlık olarak dikilmezse ne ala. Ama düşerse gölgesi yoluna; zor işte o zaman. Didişir durursun kendinle. Acabalar peşini bırakmaz. Keşkeler en yakın dostun olur; şimdiki aklım olsaydılar kapı komşun. Hiç yalnız değilsindir artık. Acabalar, keşkeler, şimdiki aklım...
dilim mahzur kalmış bir kilit, bir kilit sorma..
Bir efsaneye göre, Gece tanrısı kendi başına iki oğul yaratır. Bunlardan birisi Uyku tanrısı Hipnoz, diğeriyse Ölüm tanrısı Tanatos’dur. Bu iki kardeş tanrı, Ozan Hesiodos’un dizelerine şöyle yansır:
Orada oturur Kara Gece’nin çocukları, Uyku’yla Ölüm, o korkunç tanrılar. Güneş onlara hiç çevirmez ışınlarını ne göklere çıkarken, ne inerken, biri dolaşır sırtında toprağın ve denizin tatlı bir...
kimsin sen?
Bir şeye körü körüne inanmayalı uzun zaman olmuş.Her düşünülenin altında olumsuz bir taraf aramak,yaşam biçimi haline gelmiş.Bu kadar iyi olamaz,başka bişey olmalı dedirtiyor hayat bana.Hata mı bu acaba?Bunları düşünürken neler kaçırıyorum?Gerçekten doğru olabilir mi?Bir sihirli küreye ihtiyacım var sanırım.Gözümle görmeden inanamayacağım.Bu şüphe kötü birşey.İnanmak isterdim oysa;o zaman...
sahibinden ikinci el satılık mektuplar
Daha önceden denemedim hiç mektup yazmayı, yazdıklarımsa gönderilmemiş mektup olmaktan öteye geçemedi.. Bu aralar aklımda, yazıyorum da yine adresi bilmiyorum sanırım.. Mektup lafı geçince bir yerlerde Vizontele geliyor aklıma ve birde en sonunda Sezen Aksu’nun söylediği “Gülümse”.. Sezen Aksu mu çok güzel söylemişti, yoksa benim gerçekten gülmeye ihtiyacım mı vardı hatırlamıyorum ama bir...
hayat şarkılardan geçer
Şarkılar var; gelirler ama geçmezler. İzlerini taşır yürek, her birinden birer nota, birer kelime asılı kalır bir yerlerde. Sonra bir an gelir, yaşamın ta kendisi oluverirler. Bu kadar mı olur dersin, bu kadar mı beni anlatır. Anlatır, anlatır onu da yazan aşık olmamış mıdır bir zamanlar, kalemi titrememiş midir; o da ne yaşadıysa onu yazmıştır bazen, ya da ne hayal etmişse. Onun hayali bir...
sıradan bir ruhun muhteviyatı
Sıradan bir ruhun muhteviyatı; bol miktarda masumiyet, %30,5 oranında pişmanlık, gözyaşıyla karışık sevinç, doğala özdeş duygular (mutluluk,merhamet,şefkat) heyecan konsantresi, kıskançlığı düzenleyici(güven), kararsızlık, tükenmişlik, öfke, renklendirici, ve eser miktarda aşk içermektedir…
bırakma, sen ara
Neden dedi adam; Neden işleri bu kadar zorlaştırıyorsun? Çünkü seni önemsiyorum dedi kadın, yaşadığın hayatı merak etmem de bundan. Benden net bişeyler duyamadığından yakınıyordun ya, benim gösterme yolum da bu işte. Merak ederim, ayrıntıları öğrenmek isterim. Adam: Seni sevdiğimi biliyorsun değil mi? Kadın: Evet tabii ki biliyorum. Adam: Tamam o zaman başka bişey sorma. Kadın: Benden bunu...
mucizeni bekleme
Bir mucize bekliyordu; kapı çalacak, telefon çalacak, bir korna sesi duyulacak, yolda biri durduracak, peşine takılacak. Ve mucizesi gelecek. Ben geldim, hayatını istediğin gibi yaşabilmen için isteğin şeylerin hepsi bende, şimdi gözlerime iyice bak ve bu anı kaçırma. Bir kez daha seni bulamayabilirim, birkez daha bu kapıda olamayabilirim, ya şimdi ya hiç. İnanmıyorsan zor bu iş, ancak inanan...